4 Ocak 2010 Pazartesi

Pek Muhterem İstanbul


Yılbaşı vesilesiyle İstanbula’a gittiğimiz gün bir cümle dikkatimi çekti.Konu babannem.Yüzyıllardır İstanbul’da yaşayan babannem ve dedem bir süredir Ankara’da bizimle birlikteler.İstanbuldaki hayatları öyle olağanüstü bir hayat değil ayda bir gidilen komşular dışında ev ortamında geçen huzurlu bir hayat.İşte yılbaşında İstanbul’a gittiğimiz de babannem şöyle bir cümle kurdu, “Vallahi Permacım sizin Ankara da güzel amma İstanbul bambaşka!”.Evet bu cümleye şiddetle katılıyorum;lakin bunu babannemin söylemesi pek bir acayip geldi.Çünkü;

Şöyle bir düşündüm babannem İstanbul’da neyi seviyor olabilir diye.Orda da evde oturuyor burada da evde oturuyor.Orda da uzaktakilere telefon ediyor burada da.Orda da pazara gidiyor burada da.Yani İstanbul bambaşka diyecek şekilde yaşanılan bir İstanbul hayatı yok ki ortada! E niye bambaşka o zaman? Nedir çekici gelen?

Düşünmeye devam ettim.İstanbuldaki komşular İstanbul’u onun için çekici kılıyor olabilir, dedim.Ama yok! Bahsedilen “bambaşkalık” İstanbul’un mükemmeliği; büyüklüğü, boğazı, yolu, denizi. Gidip keyfi çıkarılmadıktan sonra neyleyim denizini, doğasını..

Zamanın birinde hoş bir insan “İstanbul’da yaşamak mı, İstanbul’u yaşamak mı” diye sormuştu.
Bu işte birtakım kandırmacalar dönüyor gibi geliyor bana.


Pemra

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder